Twitter

30 Eylül 2008 Salı

Hayırlı Bayramlar

Ramazan, muazzam bir maneviyat iklimi... Bu iklimin bize kazandırdığı maneviyatın ve bayram ile birlikte yok olup gitmemesi gerekir.

Bayramda, Ramazan boyunca bağlı bulunan şeytanlar salıverilecekler ve yoğun bir şeytani saldırıya maruz kalacağız..

Ramazanda yenilediğimiz iç alemimiz, maneviyatımız yani imanımız, ciddi bir saldırıya maruz kalacaktır. Bayram ile birlikte başlayacak bu saldırıdan nasıl korunmamız gerektiği hakkında bir fikriniz var mı?

Bayram ile gelen televizyonlarda eğlence adı verilen ve Ramazan iklimi ve Ramazan Bayramı ile uzaktan yakından alakası olmayan dansözlü, sazlı sözlü programlar, bu saldırının en önemli ayaklarından birini oluşturuyor şüphesiz..!

Oysa ki bir mü’min 30 gün boyunca orucu, ibadeti, tefekkürü, zikri, kısacası kullluğu ile Rabbine daha bir yakınlaşmış, daha bir tanıma arzusu ile yönelmiştir.

Ramazan Bayramı ise, tutulan orucun tamamlanabilmiş olmasının, her yönden bir şükür ile karışık sevincidir..! Mü’minin bayramıdır..! Rabbimize itaat ederek bu 30 günlük maratonu tamamlayabilmiş olmanın sevincidir..!

Ramazan Bayramı, hergün tutulan orucun iftar vaktindeki sevinci gibi, tutulan bir aylık orucun toplu bir iftar sevincini ifade eder.

Bir mü’min Rabbi ile sevincini nasıl paylaşmalıdır?

30 günün sonunda şeytani saldırılara göğsünü açıp, “gelin Ramazan bitti, saldırın bana” mı demelidir? ya da “bayramdır ne yapsa kârdır” diyerek aklı başlndan Ramazan ile birlikte gitmiş gibi şirazeden çıkmalı mıdır?

Hazret-i Âişe (r.a.) şöyle anlatır:
"Bir grup Habeşli, bir bayram günü mızrak ve kalkanlarıyla gösteriler yaparken rakseder gibi oynuyorlardı. Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam beni çağırdı. Başımı onun omuzuna dayadım. Bu vaziyette onların harp oyununa bakmaya başladık. Ta onlara bakmaktan ilk vaz geçen ben oluncaya kadar." Müslim, Salatiül-îydeyn, 20.

Bayram günleri, sevincin ifade edildiği günler olduğu için, helal dairesindeki oyun ve eğlencelere izin verilmiştir; ancak bayram günlerindeki sevincin gaflete dönüşecek kadar taşkınlığa varmaması gerektir. Eğlence helal dairesinde olmalıdır.

Bayram, Efendimiz Aleyhissalâtu Vesselâm’ın mübarek ifadeleri ile “yeme içme günleri”dir. Allah'ın bize verdiği İlahi bir ziyafettir. Bu ziyafete, Allah'a isyan ile değil, şükür ile mukabele etmeye ihtiyacımız vardır.

Bayram günleri, sadece maddi değil, aynı zamanda manevi bir ziyafettir. Affın, mağfiretin, Allah’ın rahmetinin, mükafatının yağdığı günlerdir.

Sa'd bin Evs el-Ensârî anlatıyor: Resulullah Sallallahü Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur :
Ramazan Bayramı sabahı melekler yollara dökülür ve şöyle seslenirler:
"Ey Müslümanlar topluluğu! Keremi bol olan Rabbinizin rahmetine koşunuz. O, bol iyilik ve ihsanda bulunur. Sonra onlara bol bol mükâfatlar verilir. Siz gece ibadet etmekle emrolundunuz ve emri yerine getirdiniz. Gündüz oruç tutmakla emrolundunuz, orucu tuttunuz ve Rabbinize itaat ediniz, mükâfatınızı alınız.

"Bayram namazını kıldıktan sonra bir münadi şöyle seslenir:
"Dikkat ediniz, müjde size! Rabbiniz sizi bağışladı, evlerinize doğru yola ermiş olarak dönünüz. Bayram günü mükâfat günüdür. Bugün semâ âleminde mükâfat günü olarak ilan edilir."el-Tcrgîb ve't-Terhîb Trc. 2:332.

"Bunun içindir ki, bayramlarda gaflet istila edip gayr-i meşru daireye sapmamak için, rivayetlerde zikrullaha (Allah'ı zikretmeye) ve şükre azim tergibat (büyük teşvikler) vardır. Ta ki, bayramlarda o sevinç ve sürür nimetlerini şükre çevirip, o nimeti idame ve ziyadeleştirsin. Çünkü şükür nimeti ziyadeleştirir,, gafleti kaçırır." Lem’alar, 230.

Bayram günlerinde, zikrimizi, fikrimiz, şükrümüzü arttırarak şeytanların şerlerine karşı mukavemetli bir set oluşturabiliriz.

Efendimiz Aleyhissalâtu Vesselâm’ın “Bayramınızı tekbir getirmek suretiyle süsleyiniz.” buyurduğu gibi, bayramımızı süsleyebiliriz.

Bayramdaki adetlerimizi, sünnete ittiba ederek ibadete çevirebiliriz :
Bayram günlerinde erken kalkmak, gusül abdesti almak, misvâk kullanmak, güzel koku sürünmek, yeni ve temiz elbise giyinmek, namazdan önce tatlı yemek, yüzük takmak, câmiye erken gitmek, giderken tekbir söylemek, müminlere selâm vermek, güler yüzlü olmak, mü’minlerle bayramlaşmak, fakirlere sadaka vermek, dargınları barıştırmak, akrabayı ziyâret etmek, din kardeşlerini ziyâret etmek, ziyârette hediye götürmek, kabirleri ziyâret etmek, misâfirlere ikram etmek, çok duâ ve tevbe etmek, sünnettir.

Sünnete ittiba etmeye çalışmak, basit sandığımız hareketlerimizi bile ibadet haline getirir :
Mesela; “Efendimiz Aleyhissalâtu Vesselâm bayram günlerinde erken kalkardı, Onun hali ve hareketleri Allah’ın rızasına en uygun olanı idi” diyerek, bayram sabahı erken kalkmak, sevap hanemize ibadet olarak işlenir. Küçük sandığımız bir hareket, güzel bir niyet ile büyük bir ibadet halini alabilir. Sünnete ittiba ile, işlerimizde şeytanı devreden çıkarmış olur, hem Efendimiz’in nurlu iklimine hem de Allah’ın rızasına yakın oluruz, inşaallah...

Bayramda, şeytanların tasallutundan korunmanın yollarından biri de bayram gecelerini ihyâdır :
Ebu Ümame radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah Aleyhissalâtu Vesselâm buyurdular ki: "Kim her iki bayramın da gecesini, Allah'tan sevap umarak ibadetle geçirirse kalplerin öldüğü günde kalbi ölmez."
Buhâri’de geçen bir hadisten öğrendiğimize göre arife günü şu duayı okuyan, şeytanın tasallutundan kurtulur, kendini muhafaza altına almış olur.
“Allahümme’c’al fi kalbi nûran ve fi basari nûran. Allahümme’şrah li sadri ve yessir li emri...”
(Allah’ım, kalbimi, gözümü, gönlümü nûrlu kıl. Allah’ım, kalbime genişlik, işlerime kolaylık ver.)

Peygamberimiz bayram günlerinde şu duayı çok okuyanın kalbinin ölmeyeceğini haber vermiştir :“Yâ Hayyû, yâ Kayyûm, yâ bedia’s-semavati ve’l-ardı, yâ ze’l-celâli ve’l-ikram.”
(Ey Hayy ve Kayyûm olan Rabbimiz, ey semâvat ve arzın bedi’i, ey Celâl ve Kerem sahibi. Beni sen koru, sen istikamette daim eyle. Kötülük ve günahlardan muhafaza et, sırat-ı müstakimde dâim ve sabit eyle)

Bayram günlerinde, mü’minler -tanışsın tanışmasın- birbirleri ile bayramlaşırlar :
Asr-ı Saadette Sahabe birbirleri ile "Bârekâllâhü lenâ ve leküm" diyerek bayramlaşılardı, yani "Allah bizden de, sizden de kabul etsin" dedikleri rivayet edilir. Bu tebrikleşme bizim dilimizde "Bayramınız mübarek olsun, bayramınızı kutlu olsun, hayırlı bayramlar" gibi sözlerle ifade edilir.


Bayram sevinçlerimizin, Cennetteki sevinçlere dönüşmesi duası ile Ramazan Bayramı'mız Şimdiden Mubarek Olsun...

20 Eylül 2008 Cumartesi

Bazen

Bazen içimde bir yerler öyle çok acıyor ki sanki biri bıçağı saplamış çevirip duruyo.Tam da tarif edemiyorum nasıl bir şey hissettiğimi ama sonrasında kendimi çok aciz hissediyorum.Elimden bir şey gelmiyor,herşeyden herkesten kaçmak istiyorum.
Özlemek böyle bir şeye mi dönüşüyor acaba diye çok düşünüyorum.Allah'ım ne kadar aciziz,ne kadar azız,eksiğiz.
Evet son günlerde çok üzülüyorum herşeye,çok hüzünleniyorum.Eskiden hiç sevmediğim hatta dinlemeye bile tahammül edemediğim şarkılarda bile ağlayabiliyorum.Beni gıcık eden durumlarda sessiz kalabiliyorum.Boşver diyorum dünya yeteri kadar acımasız bir yer üzülecek o kadar çok şey var ki sen nelere üzülüyorsun diyorum.Fazladan bir hüzne hiç gerek yok diyorum.
İnsan birşeye bu kadar çok üzülürken en büyük üzüntünün kendisininki olduğunu sanıyor sanırım.Ama bilmiyorduk ki herkesin üzüntüsü kendisininki kadar büyük.Bilmez ki bir başkası senin içinde yaşadığın fırtınayı,ne kadar anlatsan da boş;o her ne kadar anlıyorum dese de boş.Senin anlatabildiğin kadar bilecek çünkü.Hissedileni kelimelere dökmek imkansız.Daha sen ne hissettiğini tam olarak idrak edemiyorken bir başkasına anltmaya çalışmak ne kadar zor.
Sen ne anlatmak istersen iste karşında ki kendi anlayabildiği kadar anlayacak seni.Önemli olan senin ne anlattığın değil onun ne anladığı olacak. İşte tam da bu yüzden hiç anlatmayacaksın...

17 Eylül 2008 Çarşamba

İşte Öyle...

Ne kadar çok aldanılmış herşeye.Ne kadar çok bekleyip ne kadar çok özlemişiz.Hep umut etmişiz.Sürekli bekleme halinde geçirmişiz günlerimizi.Hala beklemedeyiz.Oysa hiçbirşey değişmiyor,özlem hiç azalmıyor,her geçen gün daha da hüzün veriyor.
Çok sonra anlıyor insan,kızıyor kendine.Özlenen kendinden habersiz,ona kızmak niye.Bize kalan sadece hüzün.Zaten en çok yakışan da hüzündü bize.
Bir yerlerde hayat devam ediyordu benden habersiz.Zaman akıp gidiyordu.Ben yaşadığım anın farkında değilken neler olup bitiyor bilmeyecem hiç.Belki de bilmemek daha iyiydi.Yaşadığım hayat benim değil sanki,yön vermek ne kadar da zor.Akışına mı bırakmalı? Ne doğru ne yanlış bilememek..Bu bilinmezlik çok yoruyordu beni.Kafam öyle karışık ki durdu sanki düşünemiyorum artık.Kaderimde yazılı birkaç günü yaşıyorum hiçbişeyi beklemeden.Günlük işlerimi yapıyorum,sorumluluklarımı yerine getiriyorum.
Mutsuz değilim,mutlu değilim sadece.Bu zamanın da geçmesini bekliyorum sabırla.Rabb'im büyük,bir tek O'na sığınıyor ve O'na güveniyorum...
Allah'ım sana ulaşmayacak sevgilerden kalbimizi koru...( Amin)

10 Eylül 2008 Çarşamba

Özledim

Yağmur da var
Çok sevdiğim rüzgar da
Bugün Pazar
Daha uyanmadı komşular
Damların üzerinde kuşlar
Daha rahatlar
Radyolarda eski şarkılar çalıyorlar bu saatlerde
Gönül penceresinden ansızın bakıp geçenlere doğru
Yağmur da var
Çok sevdiğim rüzgar da
Daha uyanmadı komşular
Bugün Pazar
Ve ben seni çok özledim
Dışan çıkmak istiyor canım
Tek başına haytalık etmek
Islanmak Pazar sabahında yağmurda
Boş caddelerde dolaşmak
Vitrinlerine bakmak mağazaların
Sinemaların afişlerine
Sokakların isimlerine
Telefon kulübelerinde uyuyan çocuklara
Bir merhaba demek sessizce
Sahilde martılara simit atmak
Otobüslerin ilk seferlerine binmek
Gitmek istiyor canım
Hayatın gittiği yere
Islık çalıp şarkılar uydurmak kendi kendine
Fırından taze ekmek alıp
Buğusunu çekmek içine
Ve ben seni çok özledim
Tam böyle bir şey
Çiçeğe su yürümesi
Bebeğin ağlaması
Toprağın uyanması
Yağmurun yağması
Ateşin sıcağı
Bu Pazar sabahı
Tam böyle bir şey
Bir sabahçı kahvesine uğramak
Bir bardak çay
Taze dem kokusu
Hayatın atardamarlarında dolaşmak
Bölmeden şehrin uykusunu
Bir siir yazmak
Pazar bulmacasının boş karelerine
Şiirde tam da bunu anlatmak delice
Tam böyle bir şey
Hesapsız gölgesiz bedelsiz kimsesiz
Bir şiir yazmak
Bir bardak çay içmek
Sokaklarda gezmek
Yağmurda ıslanmak
Ve ben seni çok özledim