Twitter

28 Ağustos 2010 Cumartesi

acı tatlı hayat

24 mart 2010 memuriyetimin ilk günü..5 ay geçmiş bile.bu 5 aya çok şey sığdırmışım ama tabi ki bunları sizinle paylaşmayacam.kanıt nitelilğinde birşeyler kalmamalı bu blogta..burdan giderken herşeyi resetlemeyi planlıyorum da :)) şırnak diye bir şehri hiç hatırlamamak hatta mümkünse bir daha görmemek istiyorum son zamanlarda..bu 5 ayda 5 kere dışarı çıkmışımdır heralde her dönüş ayrı bir travma oluşturuyor,bir daha dönmek istemiyorum.döndüğüm ilk gün bir istifa mektubu yazıp bekliyorum 3. gün vazgeçiyorum..vicdanımın sesi ağır basıyor..başkalarına sorsan para tatlı geliyor diyor çünkü sanıyor ki biz doktorlar doğuda görev yapınca çok kazanıyoruz..çok yanılıyorsunuz..maddiyat pek önemli olmadı benim için bana en çok koyan istanbulun göbeğinde görev yapan arkadaşım da 500 gün çalışıyorken benim de şırnakın merkezinde 500 gün çalışıyor olmam ama aynı şartlara sahip olamamam..81 ilden sayılıp diğer 80 ilin imkanlarına sahip olamayan bir yer burası.ankaradan çokça arayıp çokça isteklerde bulunuyorlar da bir sorun lütfen isteklerinizi yerine getirebilceğimiz teknolojiye sahip miyiz diye :S bugün susuz geçirdiğimiz 3. gün ve daha birkaç gün daha sular kesik olacakmış..il merkezinde yaşadığımız şeye bakın..yaklaşık 18 yıldır il olan bir yerin hala su kesintileriyle uğraşıyor olması yakın gelecekte de çok şey beklememek gerektiğini gösteriyor bize.
burdan gideceğim günü hasretle bekliyorum..

6 Temmuz 2010 Salı

«BENCE SEN DE ŞİMDİ HERKES GİBİSİN»



Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor
Onlardan kalbime sevda geçmiyor
Ben yordum ruhumu biraz da sen yor
Çünkü bence şimdi herkes gibisin
Yolunu beklerken daha dün gece
Kaçıyorum bugün senden gizlice
Kalbime baktım da işte iyice
Anladım ki sen de herkes gibisin
Büsbütün unuttum seni eminim
Maziye karıştı şimdi yeminim
Kalbimde senin için yok bile kinim
Bence sen de şimdi herkes gibisin

Nazım Hikmet 

6 Haziran 2010 Pazar

başlık maşlık yok

yeni bir şehir ama nefret ettiğim bir şehir, yeni bir hayat ama yarım yamalak bir hayat..burası şırnak demişlerdi ilk geldiğim günlerde.her olumsuzlukta tekrar tekrar söylediler burası şırnak alış bunlara..ne bu şehre ne de insanlarına alışmak istemiyorum.biran önce gitmek istiyorum bu şehirden.merkezdeyim hayat normal gibi görünse de beyinlerde kopuyor fırtınalar.bu şehrin psikolojisi öyle garip ki hem acıyorsun hem acımasızlaşıyorsun.tezat duyguları bir arada yaşamayı öğreniyorsun.herşeyi özlüyorsun.şikayet ettiğin ne varsa eskiye dair herşeyi özlüyorsun.daha bir güçlü hissediyorsun geçmişe karşı..
herşey anlamsızlaşıyor,değişiyor,nefretimi kusmak istiyorum ama beceremiyorum.bu insanlar zulum görmüşler yaşamadan anlayamam hele ben hiç anlayamam ama bu insanlar hiçbirşeyi de haketmiyorlar.beceremiyorlar haketmeyi.anlamsız kin güdüyorlar,isyan ediyorlar.çözüm bu değil ki.hala geçmişin intikamını almaya çalışıyorlar.barış yürüyüşü yapıp isyana dönüştürebiliyorlar.acımadan cana kıyabiliyorlar.bu insanlık değil en azından benim bildiğim insanlık böyle değil.
buranın insanı bile burdan gitmek içn fırsat kolluyorsa ben neden çabalayayım.kınamayın beni söylediklerim için.ben nasıl burdakileri anlayamazsam o acıları yaşamadan siz de anlayamazsınız burda yaşamadan...

26 Mayıs 2010 Çarşamba

şimdi sen gidiyorsun ya...

Bahçe kapısından sızdilar... 
Aralık kalmış neresi varsa hayatımın... 
Bünyede bastırılmamış ne kadar isyan varsa ordan. 

Daha asitli bir yalnızlık için 
Dilek tutuyorum şarkılara, 
Sıradaki benim şansıma diyorum; 
Haberler başlıyor birden, 
Benden, 
Hazin biçimde bahçeden. 

Kumsalların istenmeyen kaç kum tanesi varsa 
Önde gideniyim her tazyikli alkışta.. 

Zayii makamında bestelenmiş yazılar kaldı avluda. 

Gitme diye 
Yalan bile söylerim, 
Yerini söylerim 
Ne saklamışsam 
Kal diye! 

Bu yaz'ı serin tutalım diye 
Çıplak tenlerde, 
Geceyarısı tatlı bir soğukluk olsun diye 
Her sevişme, 
Aramızdaki her üryan gelişme! 

Hem gidenedir bu şiir 
Hem gelecek olana.... 
O da biraz oyalanıp 
Gider nasılsa? 
Hep haberler başlayacak biliyorum, 
Hangi şarkıyı seçsem şansıma. 

Şimdi şifa niyetine giriyorum sulara. 
Mavisine değil denizin. 
Sade tuzuna. 

20 Mayıs 2010 Perşembe

Biliyorum sana giden yollar kapalı

    Biliyorum sana giden yollar kapalı
    Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni

    Ne kadar yakından ve arada uçurum;
    İnsanlar evler aramızda duvarlar gibi

    Uyandım uyandım hep seni düşündüm
    Yalnız seni yalnız senin gözlerini

    Sen Bayan Nihayet sen ölümüm kalımım
    Ben artık adam olmam bu derde düşeli

    Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
    Yoksa gururlu bir kişiyim aslında inan ki

    Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
    Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

    Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
    Hangi şarkıyı duysam bizimçin söylenmiş sanki

    Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
    Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

    Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
    Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

    Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
    Bu böyle pek de kolay değil gerçi…

    Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
    Bunun verdiği mutluluk da az değil ki

    Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa
    Sensizliğin bir adı olur bir anlamı olur belki

    İnan belli etmem seni hiç rahatsız etmem
    Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

    Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
    Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri



    Cemal Süreyya

...............

KONUŞSAM TESİRİ YOK,SUSSAM GÖNÜL RAZI DEĞİL...gel de çık işin içinden?
ah blogcum zor günler bugünler,geçer elbet geçer geçmesine de ya benden alıp götürdükleri..
keşke........ah keşke.....ah ahh...

28 Nisan 2010 Çarşamba

kerem gibi

hava kurşun gibi ağır
bağır bağır bağır bağırıyorum....
koşun kurşun eritmeğe çağırıyorum...

o diyor ki bana:
— sen kendi sesinle kül olursun ey!
kerem gibi yana yana...
dert çok, hemdert yok
yüreklerin kulakları sağır...
hava kurşun gibi ağır...

ben diyorum ki ona:
— kül olayım kerem gibi yana yana.
ben yanmasam sen yanmasan biz yanmasak,
nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa..

hava toprak gibi gebe.
hava kurşun gibi ağır.
bağır bağır bağır bağırıyorum.
koşun kurşun eritmeğe çağırıyorum.....

17 Mart 2010 Çarşamba

bahar yorgunluğu diye birşey yok

belki de belirsizliklerin bitmesi yakındır, yaşanılan karamsar günler iyimserlerine gebedir..belki bahar çoktan gelmiştir dallarıma.
atılan adımlar benim adımlarım değil,mecburi istikamet bir nevi..bıraktım kendimi mecburiliğine adıma adım ekliyorum..günü belli saati belli yolculuğumun.dönüş bileti olmayan bir yoldur belki.yol olması gerektiği gibi belki ama ben değilim.izmitten ayrılırken böyle hissetmiştim ilk defa,şimdi de ikinci işte.sanki bana ait bir şey geride kalmış gibi.hem de öyle büyük bir parça ki bu bazen nefesim kesiliyor gibi hissediyorum.
ama hiç ağlamadım,içimde kötü birşey birikiyor gibi hissediyorum.bakışlarım daha sert,cümlelerim daha ağır.kalp kırmalar da cabası.ağlamak içimizi temizleyen birşeymiş.keşke ağlayabilsem..üzgün değilim bu kez,belki biraz sinirli ama çokça şaşkın..tarifi zor hissettiğim şeyin.uykuyla uyuşturduğum beynim yorgun.
hani bugünlerde çokça bahsedilen bahar yorgunluğu semptomları var ya benim ömrümün son iki yılı bahar yorgunluklarıyla geçmiş...

14 Mart 2010 Pazar

uzun bir sessizlik

söyleyecek çok sözüm yazacak az kelimem var
'uzun bir sessizlik'
belki ardı şen olur...

5 Şubat 2010 Cuma

kaç tane balon beni tutabilir acaba?

işsiz güçsüz bekleme hali devam etmekte.artık canıma tak ettiği yerden sesleniyorum.izmit boğuyor,istanbul iyi gelir mi bakalım.keşke kardeşim yanımda olsaydı.çok özledim be abi.'abla boşver hiçbirşey üzülmeye değmez' dese, bana sıkıca sarılsa, hiçbirşey sormasa, neden diye sorgulamasa yine ama beni mutlu etse,alışverişe çıkalım mı diye sorsa, ben yok desem, o beni sürüklese.istiklalde yürürken yine elimi bırakmasa.beni sevdiğini sölemese de çok sık bilirim bana düşkünlüğünü. ben de odunum biraz ya, ben de pek söylemem.küçükken daha çocukken hani, ne çok kavga eder kafa göz patlatırdık.ama bana en yakın beni en iyi anlayan kardeşimmiş.abla olsam bile arkamı toparlayan, yeri geldiğinde benim söyleyemediklerimi bir çırpıda anlatan canım kardeşim.ablan çok özledi seni ve bil ki senin için herşeyi yaparım ben.

bir keresinde burayı okumuş ve bana mesaj atmıştı.'hayatta hiçbirşey için geç değil ne bağlama çalmayı öğrenmek için ne de yeniden aşık olmak için' diye başlayan bir mesaj.tam da o sırada kapıdan çıkmak üzereydim de gözlerim dolup ağlamaya başlamıştım hiçbiryere gidemeden öylece merdivenlerde oturup.gizli bir güç gibi hep arkamdaymış.bana sorup beni yeniden o anları yaşamak zorunda bırakmamak için yaptıklarını öğrendiğimde abla olduğum için utanmıştım.hep abim ya da ablam yok diye üzülürdüm ama abi gibi bir kardeşim varmış meğer.

ailemi özlediğim çok belli oluyor değil mi? en emin liman onlarmış. her ne hata yapsam da hoşgören sadece onlar yine.annem,babam,kardeşlerim hepinizi özledim.hadi yine tutun beni düşüyorum boşlukta,bu sefer balonum da yok.

seni de özledim,keşke söyleyebilsem özlediğimi.her sıkıldığımda yanında aldığım soluğu özledim.bana sıkıca sarıldığında gözyaşlarımı tutamayıp saldığımda gözlerimden öpmeni özledim.uykuya dalana kadar benimle olmanı özledim.eskiden yazabilirken ben defterime yazdıklarımı yine sadece sen okusan.senden sonra yazamadığımı anlatsam ben de.neden bunca zaman yanında olamadığımı anlatabilsem sana.sessizce kalabilsek.haketmediğim şeyleri söylerken ne kadar üzüldüğümü ama yine de bunu yapmaya mecbur olduğumu anlatabilsem.annem bana seni sorduğunda gözlerim dolmasa da bir cevap verebilsem.istanbulun altını üstüne getirebilsek yine.

şimdi kaç balon gerek bana hasarsız düşebilmek için?

31 Ocak 2010 Pazar

ben böyle hayatın tam gözünün üstüne patlatırım

çok sinirliyim.sinirli zamanlarımda konuşmayı pek sevmem aslında.yazmak belki iyi gelebilir diye seni seçtim.
şimdi blogcum ben aslında suçsuzum,tüm suç pastanın en büyük dilimini isteyen delikanlıda.hopp ! dur bakalım o pastanın hepsi benim ! az beri gel,az konuş adam desinler..biraz ağzımı bozabilirim çünkü neden mi? sinirliyim demiş miydim? hıhı..demiştim sanırsam..
ağzımla kuş tutup yaranamıyorsam ben de tüm kuşları yakalayıp kafasını kopartırım.ohh bee!!
haa bi suçlu daha var ama adını bile zikretmekten midem bulanıyor artık..ben ne kadar kendimi soyutlasam da hep karşıma çıkıyo, hammadesi zeytinyağından mübarek..hep mi su üstüne çıkar yahu, deli olacam..
öfkeyle kalkan zararla oturur demişler ya neden demişler sanki? ben bunu değiştirmek istemiştim oysa ki :( zeytinyağını bulanın hiç mi suçu yok? valla yok,ben severim zaten kekikli yağa ekmek banmayı :) ama bu su üstüne çıkıp durması yok mu beni deli ediyor uleynnnn !!!!!
ben şimdi birine acayip gıcık oluyorum taam mı? ama şimdi birşey yaparsam ya da söylersem kendini fasülye gibi nimetten sayacak ya o zaman daha gıcık olacam hem ona hem kendime..en iyisi susmak ama böyle de hiç rahatlamıyorum ki..! o pasta boğazında kalsın inşallah emi !

24 Ocak 2010 Pazar

İzmit'e ilk kar düşeli perdelerim hep açık


İzmit memleketim gibi oldu artık,istesem de bir yere gidemiyorum.Bana pek yaramadı bu kadar uzun tatil.İnsanoğlu nankör ya bunu kendimden biliyorum.Aman okul bitsin kurtulayım falan diye ne adaklar adadım şimdi neden bitti diye küfür ediyorum.Özledim lan arkadaşlarımı.Bu şehirde bir başına kal,üstüne bir de ders çalışmak zorunda ol.Koca kız oldum evlendirsen çocuğum da olur yani,gel gör ki ders çalışıyorum.Ben küfretmeyim de kim etsin.Saçma sapan bir yasa yüzünden acayip de stresliyim zaten.Tam gün dediler,sonuçta özel sektör kazansın diye değil mi? Bırakın lan beni şimdi başlayayım özel söktörde,ne diye kastırıyonuz mecburi hizmete git öle diye?
Aman ya blogcum ben çok dertliyim işte ama değişiğim de..Eskiden olsa kabuğuma çekilir öle dertlenir dururdum şimdi küfür ediyorum,sinirleniyorum sanırım artık..Sinir kötü bir duygu da olsa hoşuma gidiyor bu.Bir ara gayet de hissiz bir kız oluvermiştim.Hatta acımasız bile oldum denilebilir.İyi bu hal iyi,gidişattan memnunum artık.Arada kötü olmak da güzel be..
Ben başka birşeylerden bahsedecektim yahu,konu yine bana mı geldi ne?
Neyse bu kadar dağınıklık yeter,sözün özü efendim izmit birkaç gündür kara teslim olmuş durumda.Sürekli kar yağıyor izlenimi verse de hava, doldurmuyor bir türlü.Şöyle lapa lapa bir başlasın dışarı atacam kendimi.Valla bak,yapacam bu sefer.Hatta kardan adam yapıp,tüm mahalleyi kartopu savaşına da çağıracam :)
Aldırmayın siz camın önüne çekilmiş masaya,amaç sadece mekanda değişiklik ;) camdan dışarıyı izlediğim falan yok tamamen yalan haber :)

Hadi ne duruyorsun,çıksana dışarıya !

UYARI: Aman kafalara dikkat yumurta çarpabilir :))